Perşembe, Ekim 22

Twilight Kritiği

Uzun süredir izlemeyi ertelediğim Twilight'ı geçtiğimiz haftasonu izledim. Huyum kurusun, bir şey çok popüler olunca ben biraz soğuyorum ondan. Twilight da benim için gereğinden fazla popüler olmuş bir filmdi, bir türlü izleyesim gelmedi filmi. Ama öyle ya da böyle popüler olduğu için izleyip görüş belirtmeyi daha doğru buldum. Hem 2. filmin arefesine ilk filmi izleyip daha taze fikirlerle girmek daha iyi oldu benim için.

Vampir filmleri çıktıkları her dönemde ilgi görmüşlerdir. Ayrıca yönetmene ve senariste de neredeyse sınırsız bir özgürlük tanırlar. Vampir kavramı her vampir filminde farklılık gösterebilir. Bunu kullanabilmek, çok büyük bir avantaj sağlar yönetmene. Ama kullanırken saçmalamak, filmi itici ve klişe bir havaya sokabilir.

Son zamanlarda ise adından çokça söz ettiren 3 vampir konulu yapım vardı piyasada: Twilight, Let the Right One In ve True Blood(Dizi). Dizi olarak True Blood'u takip etmesem de, diğer 2 filmi izleme imkanı buldum. İki filmdeki vampir kavramı da birbirinden -ana hatlar sabit kalsa da- farklı sayılırdı. 2 film de bu tanımı kendilerince yapıp kullanmışlardı.

Twilight, konusu itibariyle vampir filminden ziyade bir aşk filmi gibi duruyor. Popülaritesini de buna bağlamak en doğrusu olur zaten. Hikaye oldukça basit gelişiyor: Bir vampirle bir kız birbirlerine aşık oluyor ve bu aşkın imkansızlığına rağmen birlikte olmak için çabalıyorlar. Senaryoya bir kaç kötü adam dahil oluyor ve vampir kızı korumak için herşeyini veriyor. Bu açıdan baktığımızda bilindik aşk filmlerinden çok da bir farkı olduğunu söyleyemeyiz olay kurgusunun.

Öte yandan, vampirlere has karakteristikler ve doğa üstü güçler, pek tabii filme renk katıyor. Vampirler dünyasında normal bir insan, bir nevii bir iç savaşı ve vampirler arası çekişmeleri tetikliyor. Filme heyecan ve aksiyon bu noktada hepten dahil oluyor.

Yani ilginç ve farklı konusu hem vampir filmlerine özgü o heyecanı bilindik şekliyle, hem de bu türde rastlanması güç olan romantizmi farklı bir dünyada, farklı bir pencereden yaşatıyor film bizlere.

Ancak filmin zayıf düştüğü noktalar yok değil.

Herşeyden önce, belirttiğim gibi Twilight çok sıradan ve basit bir hikayeyle geliyor bize. Normal bir aşk filminde klişe sayabileceğimiz bir senaryoyu, insanüstü ögelerle kotarıp sunuyor seyirciye. Ancak bu, hikayenin sıradanlığıyla verdiği kötü izlenimin üzerini örtmeye yetmiyor. Son bulduğunda size çok birşey anlatmadığı ya da yaşatmadığı kanısına varıyorsunuz filmin.

Bir üst paragrafın anlattığını biraz daha açtığımızda bu konuya paralel olarak ortaya çıkan bir kaç zayıflığı daha var filmin. Mesela film daha önceki vampir filmlerinde görmediğimiz yeni özellikler veriyor karakterlere. Ancak bunu o kadar kuralsız ve başıboş yapıyor ki, ucu açık bir "vampirlik" kavramı oluşturarak iyi niyetimizi suistimal ettiği hissiyatını verebiliyor bizlere. Bir vampirde insanların düşüncelerini okuma, diğerinde ise geleceği resmetme özelliği varken geriye kalan vampirlerin sıradışı özelliklerinden bahis açılmıyor. Ve ne acıdır ki, sadece bu iki vampirin sıradışı özelliği senaryoyu büyük ölçüde şekillendiriyor. Bir bakıma, işine geldiği gibi oluşturuyor vampir imajını film. Bu bizim, senaryoya olan güvenimizi ister istemez sarsıyor.

Yönetmenlik açısından ise tek zayıflığa aksiyon sahnelerinde rastlıyoruz. 80'lerin filmlerini andırırcasına amatör gözüken aksiyon sahneleri görebiliyoruz filmde. Sahneler parça parça çekilmiş ve sonra şeritler uhu ile birbirine yapıştırılmış gibi bir izlenim veriyor bize. Bunun dışında görüntü yönetmenliği ve kamera açıları bizi tatmin edecek seviyedeler.

Tabii ki bu eksilerin hepsinin olmasa da, bazılarının bir "özrü" olabilir. En başta, senaryodaki tüm uyuşmazlıklar ya da zayıflık ve sıradanlıkları, filmin beyazperdeye bir romandan uyarlanmış olmasına bağlayabiliriz. Kitabı okumadığım için filmle aralarında büyük farklar var mı bilemiyorum ancak filmde bu denli sıradan görünen hikaye kitapta çok güzel işlenmiş olabilir.

Ayrıca Twilight, 4 filmlik(düzeltme için Calamity Jane'e teşekkürler) bir serinin giriş filmi olduğundan, devam filmleri için gereken temelleri atma yükümlülüğünü omuzlarında taşıyan bir film. Bu bağlamda standart bazı kalıpların filmi basitleşmek pahasına da olsa kullanılması yerinde olmuş bana göre. Eğer devam filmlerinin olacağı belliyken çekilen bir giriş filminden bahsediyorsak, onu seri içindeki konumuna göre değerlendirmek en doğrusu olacaktır.

Sonuç olarak, Twilight vampir filmlerindeki alışıldık atmosfer ile klişeleşmiş aşk senaryolarını birleştirip melez bir tür olarak karşımıza çıkan bir romantik vampir filmi. Eksileri artılarından ağır basıyor gibi görünse de, bir serinin ilk filmi olması hasebiyle hoş görülerek izlemeye değer bir film konumuna geliyor. Abartıldığı kadar iyi olmasa da, yok sayılacak kadar kötü bir yapım değil.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayınız.

12 Yorum - Yorum Yaz:

Orhan dedi ki...

Flimi artılarıyla ve eksileriyle çook iyi tartmışsın ama bende bu flimde diğer serileri kaldıracak kadar iyi olduğunu sanmıyorum sonuçta bir serinin ilk halkaası, lk halka ne kadar güçlü olursa diğerlerine onun akabinde o kadar sağlam olacaktır. Bence flime biraz özenilmemiş gibi duruyo..
Ama söylediğin gibide izlenilmeyecek de bir flimde değil.

Edepsiz (nam-ı değer Jazzlem) dedi ki...

kesinlikle haklısın.ben de böyle düşünüyorum:) ama bu zayıf kurguya rağmen bu filmin bu kadar tutmasına bağlanacak çok güzel tespitlerim var :) sen bir de benim twilight yorumumu okumalısın :)

Orhan dedi ki...

edebiedepsizlikler mi senin blog

Number 7 dedi ki...

Orhan,
Bu adresi diyor Jazzlem:
http://jazzlem.blogspot.com/search/label/vampir

Orhan dedi ki...

saol gubby:)

jazzlem dedi ki: dedi ki...

kimlikleri şaşırıp yazmışım:) ikiside benim blogum :D

Deniz Gür dedi ki...

Çok kötü bir film. Rezalet hatta. Artıları ve eksileri çok güzel tartmışsın. Ancak unuttuğun bir eksi hatta kocaman bir eksi daha var.
Esas oğlan ile esas kızın rol yapma kabiliyetlerinin kıt olması. Kız konuşamıyor, oğlan davranamıyor.

Bu arada sinema blogumu takip ettiğini belirttiğin için teşekkür ederim. Ben de ekliyorum takip listeme. Biraz geç gördüm maalesef. sineblok.com

Number 7 dedi ki...

@Deniz Gür,
Evet ben oyuncuların performanslarına pek değinmedim. Ancak film inadına popüler oldu işte belirttiğim sebeplerden.

Rica ederim blog konusunda, ben de teşekkür ederim. Her zaman beklerim bloguma.

Vincenzo dedi ki...

Filmin popüler olmasıyla beraber hemen izledim.Ama arkadaşlar anlayamıyorum bu film de veya hikaye de ne var bu kadar ilginç ? Film bence kör lirayla 5 kuruş etmez. Bilemiyorum tabii ,insanlar nasıl fanatiği oluyor bu hikayenin ama anlamaya çalışıyorum.

Confeng dedi ki...

Evet söylediklerinizi anlamakta ben de sıkıntı çekim ama sanırım kitapla alakalı. Yani kitap filmin aksine daha iyi ve zaten filmden sonra ülkemizde de popüler oldu. Burada sinema konuştuğumuz için sinemasal açıdan bakıyoruz tabii olaya.

Calamity Jane dedi ki...

Yazınızı okudum ve küçük bir bilgi hatası olduğunu belirtmeliyim. :)

Twilight serisinin 3 filmlik bir seri olduğunu yazmışsınız. Aslında 4 filmlik bir seridir.

Confeng dedi ki...

Düzeltme için teşekkürler. Serilerin çoğu 3 film olduğu için aklımda öyle yer etmiş :)