Pazartesi, Mart 8

Kırmızı Halı 2010: 11'de 7 İsabet


Oscar ödülleri fazla sevilmiyorsa başlıca sebeplerinden birisi de asla sadece sinemaya ait olmaması. İşin içine Irak savaşı girince The Hurt Locker hak ettiğinden fazlasını aldı. Neticede Amerikan toplumunun ruh halinden beslenen filmin törenden eli boş dönmeyeceği belliydi ancak 6 Oscar bana göre fazlasıyla abartıdır -eğer sadece sinema başlığı altında inceleyeceksek yapımı.

En iyi yönetmen Oscarında benim için James Cameron ve Kathryn Bigelow'un kazanma ihtimalleri eşitti ve tercihimi Cameron'dan yana kullandım. Ancak dedim ya, Oscar sadece sinemaya ait değil, aynı zamanda bir strateji doğrultusunda planlanmış isimler çıkabiliyor zarflardan. Kathryn Bigelow hem bu ödülü almaya yakın ilk kadın yönetmen olduğu için, hem de rakibi Cameron'un evinde bu heykelcikten tam 3 tane bulunduğu için öne çıktı pek tabii.

Eğer tören 1 gün geç olsaydı El Secreto De Sus Ojos'u izlemiş olacaktım ve tercihimi ondan yana kullanacaktım belki de. Ancak yabancı filmler içinde izlediğim tek film Un Prophéte olduğu için tahminim onunla sınırlı kaldı. Precious fazla göz ardı edildi ve çoğunluk sempati duyduğu Maggie'nin ödülü alacağını umut etti. Bense filmi son gün izledim ve aldığı 2 Oscarı da sonuna kadar hak ediyor, rahatlıkla söyleyebilirim. Mo'nique'nin performansı tek kelimeyle olağanüstüydü.

Sandra Bullock da karşısındaki rakipler ya zayıf olduğu için, ya da bu ödülü ve adaylıkları koleksiyon haline getirmiş çok güçlü adaylar olduğu için kazandı. Bir oyuncunun aynı sene hem Altın Ahududu, hem de Oscar ödülü alması ironik biraz da. Önüne hangi film çıksa oynuyor demek ki Bullock.

Filmini izlemeden Oscar alacağını tahmin ettiğim tek isim Jeff Bridges'tı. Bugüne kadar 4 kez törenden eli boş dönmesi esas faktör. Christoph Waltz'ın önü de bu ödülle epey açılır. Performansı gerçekten unutulmazdı ve sanki zarfın içindekini önceden görmüş gibi emindim Oscar'ı alacağından.

Bir tören daha geride kaldı. Bu törenden sonra ödülleri anlamlandırmak için bir kez daha şu klişeyi kullanalım: Oscar asla sadece oscar değildir. Artık kafam rahat bir şekilde klasiklere dönüş yapabilmeyi umut ediyorum. Ha bir de, An Education'u eli boş gönderdiği için Akademi'ye burdan ayrıca teşekkürlerimi sunarım...

  • [-] En İyi Film: The Hurt Locker - (Sinema Vesaire tahmini: Avatar)
  • [-] En İyi Yönetmen: Kathryn Bigelow - (Sinema Vesaire tahmini: James Cameron (Avatar))
  • [-] En İyi Özgün Senaryo: The Hurt Locker - (Sinema Vesaire Tahmini: Inglorious Basterds)
  • [+] En İyi Uyarlama Senaryo: Precious
  • [+] En İyi Kadın Oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)
  • [+] En İyi Erkek Oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
  • [+] En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo'Nique (Precious)
  • [+] En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Inglorious Basterds)
  • [+] En İyi Görüntü Yönetmeni: Avatar
  • [+] En İyi Müzik: Michael Giacchino (Up)
  • [-] En İyi Yabancı Film: El Secreto De Sus Ojos - (Sinema Vesaire Tahmini: Un Prophéte)

6 Yorum - Yorum Yaz:

s. dedi ki...

hurt locker senin de dediğin gibi amerikan toplumunun ruh halinden beslenen bir film. türkiye'de de benzer konularda filmler çekildiğinde kalite aranmaksızın ilgi görüyor, sebebi o toplumu ilgilendirmesi. ki zaten hurt locker amerika dışında hasılatı yüksek olmayan bir yapım. -tabii bu kötü bir film demek değil ama birçok şeyi özetliyor-
fakat bana göre en iyi yönetmen ödülünü tamamen hakkıyla aldı.

Confeng dedi ki...

En iyi yönetmen ödülüne bir itirazım olduğunu söyleyemem; sadece Cameron'un da şansını yüksek görüyordum. Ancak diğer ödüller biraz tartışılır, gerçi neticede adamlar kendi çalıyor kendi oynuyor. Bizim ülkemizde Nefes, 120 gibi filmlere verilen tepkinin benzeri denilebilir bu 6 Oscara.

crimove dedi ki...

s. adlı yorumcu; "zaten hurt locker amerika dışında hasılatı yüksek olmayan bir yapım" demiş.

hurt locker, amerikada senenin en kötü hasılata sahip filmlerinden.

Confeng dedi ki...

Biraz da gördüğü ilgiyi kastederek bu tabiri kullanmış olabilir. Oscar alana kadar çoğu Amerikanın bu filmden haberi olduğunu bile zannetmiyorum ancak Oscar döneminde fazlasıyla üstüne düşüldüğü kesin. Oysa Amerika dışındaki ülkeler pek önemsemedi filmi.

s. dedi ki...

evet, imdb`den amerika ve dünya hasılatını karşılaştırarak yazdığım bir şeydi. aralarında çok ciddi bir fark var.

janer dedi ki...

cok hosuma gitti tesekkur ederim bu tarz film izlemeli herkes..